-Siyah KAR-
Sayfa Sayısı:282
Baskı Yılı:2016
Dili:Türkçe
Yazar:Juliette Sobanet
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Zaman adeta sihirli bir değnek gibidir. Ya tamamen olacakları değiştirirsiniz ya da geçmişin gölgesini...
"Son bir kez daha gördüm karlar arasındaki yüzünü. Bu kez konuşmadı. Menekşe gözleri her şeyi açıklıyordu. Çok geç kaldın diyordu sanki. Çok geç kaldın."
24 Aralık 1937
Lozan İsviçre
Rosie Delenay, kiraz kırmızısı valizinin kulpunu buz gibi parmaklarıyla kavramış, boş platformda bekliyordu. Keşke eldivelerimi almayı unutmasaydım, diye geçirdi aklından.
İri ve yoğun kar taneleri kapkara gökyüzünden dökülüyor, ürkütücü derecede beyaz bir parıltıyla rayları örtüyordu. Tepesinde tıklayıp duran devasa saat dışında, o gece İsviçre'deki bu tren istasyonunun sessizliği, Rosi'nin daha önce hiç bu kadar tetikte olmayan kulaklarını sağır edecek kadar şiddetliydi.
Rosie ne kdar gergin olursa olsun arkasında iz bırakmadığından emindi. Alexandre'a hiçbir şey belli etmemiş, sonra da geleneksel Morel Noel Galası'ndan gizlice kaçmıştı. Çok özleyeceğini bildiği o tek kişiyle vedalaşma arusunu ise bastırmak zorunda kalmıştı.
Yani annesiyle.
Rosie boğazındaki yumruyu yutarken Paris'in en güzel taraflarını, Yalnozca birkaç saat sonra varacağı en sevdiği şehirde onu bekleyen yakışıklı adamı düşündü.
Jacgues Chambord.
Doğru seçimi yapmıştı.
Elbette, öyle yapmıştı.
Işıltılı gece kıyafetleri, kürk mantolar, mücevherler ve topuklu ayakkabılarla dolu bir dolabı arkasında bırakmıştı. Küçük valizine yalnızca en pratik ve sade kıyafetleriyle birlikte bir kutu dolusu mektup koyabilmişti.
o mektuplar, Rosie için mücevherlerle süslü bir dolaptan çok daha değerliydi.
başparmağını boş yüzük parmağında gezdirirken Alexandre'ın ona verdiği gösterişli yüzüğün, sol elinin parmağına nasıl ağırlık verdiğini hatırladı. Üstelik ona ağırlık veren yalnızca yüzük de değildi.
Alexandre'ı düşünmek bile nefes alıp vermesini zorlaştırıyordu. Şu tren bir an önce gelseydi.
Yukarıya doğru attığı gergin bir bakışla saatin 23.37 olduğunu gördü.
artık onu merak etmeye başlamış olmalılardı. Alexandre'ın o kopkoyu kaşlarını çatıp boncuk gibi kahverengi gözleriyle kalabalığın arasında nişanlısını, trésor'unu, poupée'sini aradığını görür gibiydi.
Ama Rosie artık Alexandre'ın Fransızca hitap ettiği hazinesi, oyuncak bebeği olmaktan vazgeçiyordu.
Onu ve güç meraklısı ailesini mutlu etmeye çalışmaktan vazgeçiyordu.
Tren Düdüğü gecenin içinde yankılandı ve Rosie, buharlı lokomotifin karla kaplı rayların üstünde ilerleyişini izlerken damarlarına adrenalin yayıldığını hissetti.
İsviçre Alpleri'ndeki o karlı kış gecesinde Doğu Expresi'ni gördüğü anda Rosie'nin aklından bir tek kelime geçti.
Özgürlük.
***
Siyah KAR ikiz kardeş olan Jillan ve Isla 'nın hikayesini anlatıyor. İkiz kardeşler geçmişte yaşadıkları trajedik bir olaydan ötürü uzun zamandır görüşmemektedirler.
Isla zengin Fransız bir ailenin oğluyla nişanlıdır. Jillian ise The Washington Daily gazetesinde muhabirlik yapar. Bir gece rüyasında ikiz kardeşi Isla'yı zor durumda olduğunu görür ve uyandığında Isla'nın başının dertte olduğunu hisseder. Sabah ise iş yerine, ayrıldığına çok pişman olduğu eski sevgilisi dedektif Samuel gelir. Kız kardeşi Isla'nın kaçırıldığını onu bulmak için görevlendirildiğini söyler ve iki eski sevgili 6 yıl aradan sonra bu olayın yaşanmasıyla tekrar bir araya gelirler. Böylelikle Samuel ve Jillan olayı beraber araştırmaya başlarlar.
Hikaye günümüz ile geçmiş arasında geçen zaman yolculuğuyla, gerçeklikten çok fantastik bir hikayeyi anlatıyor. İçinde macera, polisiye, aşk ve dramı da konu alıyor. İlk başta çok etkilendiğimi söylemek istiyorum. İlerleyen bölümlerde beklentilerimi ters köşe yaptı.
Okurken sıkıldım mı? HAYIR. Sürükleyiciydi ve sonu merak uyandırıyordu. Ama ben daha çok gerçek bir hikaye beklerken, kendimi macera filminin içinde buldum resmen.
Kısaca okumaktan keyif aldığım bir kitaptı. Macera, Fantastik, polisiye, aşk, dram hatta kurgu konu alan bir kitap arıyorsanız tavsiye ediyorum.
-Puanım B-








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder