-ÇARPILMA-
Yazar: Colleen Hoover
Orjinal Adı: Slammed
Çeviri: Kübra Tekneci
Sayfa Sayısı: 320
Baskı Yılı: 2014
Yayınevi: Epsilon
***
Aşkı şiir tadında mı yaşamak istersin... yoksa kalbinin derinliklerine işleyen bir acıyla mı?
1.Bölüm
Kel ve ben son iki kutuyu kiraladığımız U-Haul kamyonuna yükledik. Babamın da dahil olduğu on sekiz yıllık anılara kilit vurmak üzere kapıyı itip kilidi yerine yerleştirdim.
Babam öleli altı ay olmuştu. Düşündüğünüzde bu, dokuz yaşında ki erkek kardeşim Kel'in artık babamdan her bahsettiğimizde ağlamaktan vazgeçmesine yetecek kadar uzun bir süreymiş gibi görünüyordu ama taze dul bir ebeveynin bakmak zorunda olduğu ev halkının doğurduğu getirdiği maddi yükü kabul etmek zorunda kalmamızı gerektirecek kadar kısa bir süreydi. Teksas'ta, ev olarak bildiğim tek yerde kalmanın beraberinde getireceği ekonomik yükümlülükleri karşılayamayan bir ev halkının.
"Lake, bu kadar depresif olmayı bırak," dedi annem evin anahtarlarını bana verirken. "Bana kalırsa, Mivhigan'ı seveceksin."
Annem bana kendisinin vermiş olduğu yasal ismimle asla hitap etmezdi. o ve babam dokuz ay boyunca adımın ne olacağı konusunda tartışıp durmuşlar. Annem Eric Clapton'ın şarkısından esinlenerek adımın Layla olmasını istemiş, Kennedy'lerden ilham alan babam ise Kennedy ismini istiyormuş. "Hangi Kennedy olduğunun önemi yok," derdi babam hep. "Hepsini seviyorum!"
En sonunda, ben üç günlükken hastane artık tercih yapmaları konusunda onları zorlamış. annem ve babam da çözümü önerdikleri iki ismin ilk üç harfini alıp Layken ismini oluşturmakta bulmuşlar, ama ikisi de bir kez olsun bana bu isimle hitap etmedi.
Annemin ses tonunu taklit ederek, "Anne, bu kadar iyimser olmayı bırak! Michigan'dan nefret edeceğim," dedim.
Annem her zaman tek bir bakışıyla sayfalarca kelime söyleme kabiliyetine sahip biri olmuştu. Bir kez daha aynı bakışı attı.
Verandanın basamaklarından çıkıp anahtarı kilidinde son kez çevirmeden önce içeride dolaşmak üzere eve girdim. Bütün odalar ürkütücü bir şekilde boştu. Kendimi doğduğum günden itibaren yaşamımı sürdürdüğüm evde dolaşıyormuş gibi hissetmiyordum.
Son altı ay özünde karamsarlık barındıran farklı duyguların oluşturduğu bir kasırgaydı. bu evden taşınmamızın kaçınılmaz olduğunu anlamıştım. ama lisedeki son senem bittikten sonra taşınacağımızı umuyordum.
artık mutfağımız olmayan adadayken bir zamanlar buzdolabının durduğu yerdeki bölmenin altında mor plastik bir saç tokası gözüme ilişti. Onu yerden alıp tozunu sildikten sonra parmaklarımın arasında evirip çevirdim.
"Uzar," demişti babam.
Annem makasını banyo tezgahında unuttuğunda beş yaşındaydım. O yaştaki birçok çocuğun yaptığı şeyi yapmış, kendi saçımı kesmiştim.
"Annem bana çok kızacak," diye ağlamıştım. Saçlarımı kesersem, hemen uzayacağını ve kimsenin fark etmeyeceğini sanmıştım. Kaküllerimin büyük bir bölümünü kestikten sonra aynanın karşısında yaklaşık bir saat oturup saçımın uzamasını beklemiştim. Düz kahverengi tutamları yerden alıp elimde tutmuş ve onları kafama nasıl tutturacağımı düşünürken ağlamaya başlamıştım.
Bababm banyoya girip yaptığım şeyi görünce gülüp beni kucağına alarak tezgaha oturtmuştu. "Annen fark etmeyecek, Lake," diye söz verirken banyo dolabından bir şey çıkarmıştı. "Burada küçük bir sihrim var." Avucunu açıp mor tokayı göstermişti. "Saçına bunu taktığın sürece annenin haberi olmaz. "Babam kaküllerimden kalanı geri doğru itip tokayı takmıştı. Sonra yüzümü aynaya çevirmişti. "Gördün mü? Eskisi kadar güzel görünüyor!"
Aynada ki yansımamıza bakarken dünyadaki en şanslı kız olduğumu hissetmiştim. Sihirli tokaları olan başka bir baba tanımıyordum.
Babamdan çok anneme benziyorum. ikimizde orta boyluyuz. Annem iki çocuk doğurduğu için benim kot pantolanlarıma sığamıyor, ama bunun dışındaki şeyleri paylaşmak konusunda oldukça iyiyiz. İkimizin de hava durumuna bağlı olarak düz ya da dalgalı bir hal alan kahverengi saçlarımız var. Onun zümrüt yeşili gözleri benimkilerden daha koyu, kim bilir belki de teninin solgunluğu gözlerini daha çok ortaya çıkarıyordur.
Diğer açılardan ise babama benziyorum. Nükteci bir espiri anlayışımız, benzer karakterlerimiz, benzer müzik zevklerimiz ve benzer kahkahalarımız var. Kel ise tamamen farklı bir hikaye. Kirli sarı saçları ve yumuşak hatlarıyla fiziksel açıdan babamıza benziyor. Dokuz yaşında ki bir çocuğa göre ufak tefek sayılır, ama karakteri fiziksel eksikliğini kapatıyor.
Lavobaya gidip suyu açtım ve saç tokasında biriken on üç yıllık kiri ovuşturarak yıkadım. Ellerimi kot pantolonuma silerek kurularken Kel mutfağa girdi. Tuhaf bir çocuk, ama onu çok seviyorum. Her yere geri adımlarla gittiği, tersten konuştuğu ve hatta yemekte ilk olarak tatlı istediği "ters gün" adını verdiği bir oyun oynamaktan hoşlanıyor. Sanırım aramızda ki aşırı yaş farkı yüzünden ve başka kardeşi olmadığından bir şekilde eğlenmenin yolunu bulmak zorunda.
"Annem sana acele etmeni söylememi istedi Layken!" dedi Kel tersten.
Tokayı kot pantolonumun cebine koyup kapıya doğru yöneldim ve son kez evimi kilitledim.
***
Colleen Hoover'ın UMUTSUZ kitabını okuduktan sonra, diğer tüm kitaplarını da okuyacağımı söylemiştim. İnanın her hikaye kendi içinde mükemmeli yaşatmış.
Çarpılma kitabını okudum ve tadı damağımda kaldı. Neyse ki devam kitabı varmış.
Devam Kitabı
Romanı biraz anlatacak olursam
Layken, babasının ölümünün ardından annesinin kararı ile Teksas'tan taşınırlar ve karşı komşusu Will ile tanışır. İkili arasında daha ilk karşılaşmada başlayan bir çekim oluşur.. Birlikte dolu dolu 3 gün yaşarlar. Fakat birbirlerini tanımak için soru sormak yerine yaşayarak birbirlerini tanımaya karar verirler.
Laken yeni taşındıkları semtin Lisesinde ki ilk günüde okulda Will ile karşılaşır. Önce onun okulda neden olduğuna anlam veremez sonra sınıfın önünde onun dersine girmekte olduğunu anlar. Will Laken'in öğretmenidir. İkisi de bu durum yüzünden çok rahatsız olur. Ve Will Sorumlulukları olan bir ebeveyn olduğundan ve işe ihtiyacı olduğu için öğretmenlik kariyerini riske atmak istemez ve Will, Laken'den ayrılma kararı alır. İlişkileri bitmiştir fakat aynı sınıfta öğretmen öğrenci pozisyonunda olmak ikisi içinde kolay olmayacaktır.
Keyifle okuyacağınız bir roman.
Çarpılma'da, sonu beni tatmin etmemişti fakat devam kitabı olduğundan hikayenin geri kalanını Ya Hiç Gelmeseydin den öğreneceğiz.
-Puanım B-
Babamdan çok anneme benziyorum. ikimizde orta boyluyuz. Annem iki çocuk doğurduğu için benim kot pantolanlarıma sığamıyor, ama bunun dışındaki şeyleri paylaşmak konusunda oldukça iyiyiz. İkimizin de hava durumuna bağlı olarak düz ya da dalgalı bir hal alan kahverengi saçlarımız var. Onun zümrüt yeşili gözleri benimkilerden daha koyu, kim bilir belki de teninin solgunluğu gözlerini daha çok ortaya çıkarıyordur.
Diğer açılardan ise babama benziyorum. Nükteci bir espiri anlayışımız, benzer karakterlerimiz, benzer müzik zevklerimiz ve benzer kahkahalarımız var. Kel ise tamamen farklı bir hikaye. Kirli sarı saçları ve yumuşak hatlarıyla fiziksel açıdan babamıza benziyor. Dokuz yaşında ki bir çocuğa göre ufak tefek sayılır, ama karakteri fiziksel eksikliğini kapatıyor.
Lavobaya gidip suyu açtım ve saç tokasında biriken on üç yıllık kiri ovuşturarak yıkadım. Ellerimi kot pantolonuma silerek kurularken Kel mutfağa girdi. Tuhaf bir çocuk, ama onu çok seviyorum. Her yere geri adımlarla gittiği, tersten konuştuğu ve hatta yemekte ilk olarak tatlı istediği "ters gün" adını verdiği bir oyun oynamaktan hoşlanıyor. Sanırım aramızda ki aşırı yaş farkı yüzünden ve başka kardeşi olmadığından bir şekilde eğlenmenin yolunu bulmak zorunda.
"Annem sana acele etmeni söylememi istedi Layken!" dedi Kel tersten.
Tokayı kot pantolonumun cebine koyup kapıya doğru yöneldim ve son kez evimi kilitledim.
***
Çarpılma kitabını okudum ve tadı damağımda kaldı. Neyse ki devam kitabı varmış.
Devam Kitabı
Romanı biraz anlatacak olursam
Layken, babasının ölümünün ardından annesinin kararı ile Teksas'tan taşınırlar ve karşı komşusu Will ile tanışır. İkili arasında daha ilk karşılaşmada başlayan bir çekim oluşur.. Birlikte dolu dolu 3 gün yaşarlar. Fakat birbirlerini tanımak için soru sormak yerine yaşayarak birbirlerini tanımaya karar verirler.
Laken yeni taşındıkları semtin Lisesinde ki ilk günüde okulda Will ile karşılaşır. Önce onun okulda neden olduğuna anlam veremez sonra sınıfın önünde onun dersine girmekte olduğunu anlar. Will Laken'in öğretmenidir. İkisi de bu durum yüzünden çok rahatsız olur. Ve Will Sorumlulukları olan bir ebeveyn olduğundan ve işe ihtiyacı olduğu için öğretmenlik kariyerini riske atmak istemez ve Will, Laken'den ayrılma kararı alır. İlişkileri bitmiştir fakat aynı sınıfta öğretmen öğrenci pozisyonunda olmak ikisi içinde kolay olmayacaktır.
Keyifle okuyacağınız bir roman.
Çarpılma'da, sonu beni tatmin etmemişti fakat devam kitabı olduğundan hikayenin geri kalanını Ya Hiç Gelmeseydin den öğreneceğiz.
-Puanım B-








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder