.sidebar h2 { background:url(http://i.hizliresim.com/oj6qMQ.png); background-repeat: no-repeat; background-position:center; height:50px; margin:0; padding:20px 0px 0 0px; text-align: center; text-transform:uppercase; }

SLAYT

13 Ekim 2017 Cuma

-YA HİÇ GELMESEYDİN-

-YA HİÇ GELMESEYDİN-
Orjinal Adı: Point of Retreat
Yazarı: Collen Hoover
Çeviri: Bilge Pasinler
Sayfa Sayısı: 294
Baskı Yılı: 2016
Yayınevi: Epsilon



Bazen birbirimize ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu anlamamız için yollarımızın ayrılması gerekir...

Çarpılma ile milyonlarca okuyucuyu büyüleyen Colleen Hoover, zorlukları aştıkça aşkları daha güçlenen Layken ile Will'in hikayesini anlatmaya devam ediyor.

Will'in geçmişiyle ilgili çarpıcı ve beklenmedik bir gerçek, genç çiftin birbiri hakkında bildiği her şeyi sorgulatacaktır. İlişkileri böyle önemli bir noktadayken Will ile Layken berbaer yaşayacakları bir gelecek için savaşıp savaşmayacaklarına karar vermek zorundadırlar. Yoksa yalnızlık ve kalp kırıklığıyla dolu bir hayata doğru yol alacaklardır.

Tabii bu sırada yaşamın onlar için çok daha tehlikeli planları vardır.


"Colleen Hoover'ın ikinci romanı da, Çarpılma kadar harika ve eğlenceli. Ya Hiç Gelmeseydin tam anlamıyla şiirsel."
Jamie McGuire

 Arka Kapak Tanıtım


***

Birinci Bölüm

5 Ocak 2012, Perşembe
Bugün ders kaydımı yaptırdım. İstediğim günleri ayarlayamadım ama sadece iki sömestrim kadı ve programım konusunda seçici olmak gittikçe zorlaşıyor. Gelecek sömestrden sonra öğretmenlik için yerel okullara başvurmayı düşünüyorum. Gelecek yıl bu zamanlarda yeniden öğretmenlik yapıyor olmayı ümit ediyorum. Ama şimdilik... Öğrenci kredisiyle geçineceğim. Neyse ki büyükannemle büyükbabam üst lisans derecemi yaparken bana çok destek oldu. onlar olmadan bunu başaramayacağıma şüphe yok. 
Bu akşam Gavin ve Eddie'yle akşam yemeği yiyeceğiz. Sanırım çizburger yapacağım. Çizburger kulağa hoş geliyor. Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar.

"Layken burada mı, orada mı" diye sordu Eddie başını ön kapıdan uzatarak.
"Orada." diye cevap verdim mutfaktan.
Acaba evin girişinde insanların kapıyı çalmamasını söyleyen bir tabela mı vardı? Lake tabii ki kapıyı hiç çalmıyordu ama bu rahatlığı Eddie'ye de bulaştırmıştı belli ki. Eddi karşıya Layke'in evine geçti, o sırada Gavin dizlerini ön kapıya vurarak içeri girdi.  Tam anlamıyla kapıyı çalmamıştı ama bir girişimde bulunmuştu.
"Ne yiyoruz bu akşam?" diye sordu. Ayakkabılarını kapıdan çıkararak içeriye girdi. 
"Çizburger." Eline spatulayı verip ocağı gösterdim, patates kızartmalarını fırından alırken ona burgerleri çıkarmasını söyledim.
"Will, kendimizi hep bir şekilde yemek pişirirken bulduğumuzu fark ettin mi?"
"Bu o kadar da kötü bir şey değil," dedim patatesleri tavada kızartırken. "Eddie'nin Alfredo soslu makarnasını hatırladın mı?"
Lake bunu hatırlayınca yüzünü ekşiterek "Doğru diyorsun" dedi.
Masayı hazırlamaları için Kel ile Caulder'ı mutfağa çağırıdım. Geçen yıl Lake ile birlikte olduğumuzdan beri, Gavin ile Eddie en az haftada iki kere bizimle yemek yiyorlardı. Sonunda bir yemek masasına yatırım yapmak zorunda kaldım, çünkü bar artık kalabalık olmaya başlamıştı.
"Selam Gavin," dedi Kel. Mutfağa girdi, dolaptan bardakları aldı.
"Selam" diye cevap verdi Gavin. "Gelecek hafta partiyi nerede yapacağına karar verdin mi?"
Kel omuz silkti. "Bilmiyorum. Belki bowling'e gideriz ya da sadece burada bir şeyler yapabiliriz."
Caulder mutfağa girip masayı hazırlamaya başladı. Arkama göz attığımda fazladan bir tabak koyulduğunu fark ettim.
"Birini mi bekliyoruz?" diye sordum.
"Kel, Kiersten'ı davet etti," dedi Caulder alaycı bir şekilde.
Kiersten, bir ay önce sokağımızda bir eve taşınmıştı ve Kel ona biraz abayı yakmıştı ama elbette bunu itiraf etmiyordu. Kel on bir yaşına basmak üzereydi. Lake ile böyle bir şeyin olmasını bekliyorduk. Kiersten ondan bir kaç ay büyük ve bir hayli uzundu. Kızlar ergenliğe erkeklerden daha erken girdiği için Kel'in de zamanla ona yetişeceğini umut ediyordum.
"Bir daha ki sefere birini davet ederseniz, lütfen haber verin. Şimdi bir burger daha yapmam gerek." Buzdolabına yürüdüm ve fazladan bir burger daha çıkardım.
"o et yemiyor," dedi Kel. Vejeterjan."
Anlaşıldı. Eti buzdolabına tekrar koydum. Peki ne yiyecek sahte etim yok. Ekmek mi yiyecek?"
"Ekmek yeterli," dedi Kiersten ön kapıdan girerken. Kapıyı çalmamıştı. "Ekmeği severim, patates kızartmasını da . Sadece haksız yere yapılan hayvan cinayetlerinin ürünü olan yiyecekleri yemiyorum."
Kiersten masaya doğru yürüdü ve kağıt havlu rulosunu aldı, onları kopararak her tabağın yanına birer tane koydu. Kendine olan güveni bana birazcık Eddi'yi hatırlatıyordu.
"Kim bu?" diye sordu Gavin, Kiersten'ın kendi evinde gibi rahat davranmasını seyrederken. Bizimle daha önce hiç yemek yememişti ama verdiği komutlara bakılırsa bunu anlamak güçtü.
"Sana bahsettiğim on bir yaşındaki komşumuz. Ama ağzından çıkan şeylere bakılırsa sahtekar olduğunu düşünüyorum. Gittikçe onun kızıl bir kız çocuğu taklidi yapan ufak tefek bir yetişkin olduğundan şüphelenmeye başladım.

Collen Hoover'ın  Çarpılma kitabını okudum ve tadı damağımda kaldı demiştim ya işte Ya Hiç Gelmeseydin onun devam kitabı. Birincisinden yani Çarpılmadan daha çok beğendim. İlk kitabında Laken ve Will'in ilişkisi tam betimlenmemiş ti ama bu kitapta her şey içinize siniyor. 

 Bu kitapta olaylar  Will'in ağzından anlatılıyor. Laken'ın anlatımından bir tık daha güzel geldi bana. Çarpılma'yı okuyanlar için söylüyorum bence kesinlikle okuyun. Ve bu arada okumayanlar ilk bu kitabı okuduğunda pek bir şey kaybetmeyecek çünkü olaylar birbirinden ayrı ve ilk kitabın esintileri vardı sadece. Bu yüzden okuyan çok yabancılık çekmeyecektir. Özetle keyifliydi. Sizlere de keyifli okumalar diliyorum. Bu arada  Yazarın kalemini çok seviyorum. Sıradaki kitabım Ugly Love. Böylelikle tüm çevirilen kitaplarını okumuş olacağım. 
-Puanım B-






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder